Şampiyon GALATASARAY!


0 yorum

Kaldı 1 maç


Sezonun en kritik maçlarından Antep maçını da kazasız bir şekilde atlatmış bulunuyoruz.Şampiyonluk için önümüzde tek maç kaldı.Bu maça dair söyleyebileceğim tek şey şampiyon gibi oynamadık ama bu saatten sonra pek de futbol için iyi-kötü demenin mantığı yok.Önümüzdeki hafta Sivas maçını alıp "33. hafta" bestesini söylemek yeterli.

Tribün dışında maça girmeye çalışan insanlara köpek muamelesi yapan polisler de bir gün o biber gazına maruz kalırlar umarım.Tribünde o acıyı çeken küçük çocuklara girmiyorum bile.

0 yorum

Galatasaray 3-1 Elazığspor


Galatasaray 3-1 Elazığspor
'Burak Yılmaz
'Didier Drogba 
'Serdar Gürler
'Didier Drogba


0 yorum

Analiz: Sezonun İlk Devresinde Galatasaray


Türkiye gibi başarıya odaklı bir ülkede, büyük bir takım için düşüşün sert olanı zordur. Başarılıyken yanınızda olan bir çok etken, başarısızlık durumunda bir anda karşınıza geçecektir.  Bu durumun en canlı örneğini yaklaşık 1.5 yıl önce yaşayan Galatasaray için ertesi sezon kazanılan şampiyonluğun değeri büyüktü. Belki de diğer 17 şampiyonluk içerisinde en anlamlı olanlardan bir tanesiydi. Bir enkazı devralan yönetim, yenilenmesi gereken bir kadro ve inandırılması gereken bir taraftar grubu vardı. Kelimenin tam anlamıyla yıkılmış olan yönetim-futbolcu-taraftar düzeninin rayına oturtulduğu bir yılın ardından Galatasaray, şimdi başarının kendisinden de zor olan bir evrenin başında bulunuyor: Başarının sürekliliği.
Fikstürün üzerine kar yağdığı şu günlerde ligin ilk devresi geride kalırken Galatasaray “başarının sürekliliği” adına koyulmuş hedeflerine bir adım daha yaklaşmış gözüküyor. Fakat bu 96-2000 arası döneme benzetilen, sık sık Fatih Terim’in gelişiyle “2000 ruhu” denilen mistik durumun, bir de kötü tarafı var: Rehavet. Zirvede olmak güzeldir, fakat sizin iyi olduğunuzu göstermez. Ya diğerleri çok kötüyken, Galatasaray kötüden halliceyse?

Spor Toto Süper Lig’de Galatasaray: Rüyadan Uyandıran Rehavet

Sezona Süper Kupa ile başlamak, koyulan hedefler adına iyi bir motivasyon kaynağıdır. Üstelik rakip Fenerbahçe’yse ve gazozuna oynanılan bir maçın bile kendine göre anlamı varsa, bu motivasyon katlanarak artacaktır. Fakat yine de, böylesine bir motivasyonun beraberinde getireceği rehavet, bir çok başarısızlık adına en büyük tetikleyicidir. Bir çok otoriteye göre Beşiktaş’ın ekonomik sıkıntısı, Fenerbahçe’nin transferdeki hataları Galatasaray’ı zirvede yalnız bırakacak etkenlerdi. Ligin ilk karşılaşmasını hatırladığımızda TT Arena’daki Kasımpaşa maçı, kazanılan 3 puanın yanında geçen sezonun rüyasından bir anda uyanmak zorunda kalan bir taraftarı da beraberinde getirdi. Selçuk sıradandı. Yeni transferler uyukluyordu ve en önemlisi takım savunmada tam bir muammaydı. Aslında ligin ilk devresinin özeti, o gece çıkarılmıştı.

Rehavetin ciddi bir şekilde son şampiyonun canını yakacak olmasının anlaşıldığı maç ise, 2. haftadaki 3-3’lük Beşiktaş beraberliği oldu. Galatasaray kağıt üzerinde üstündü, rakip bir ezeli rakip değil de, “FEDA” diyen bir Beşiktaş gibiydi sanki. Fakat sahadaki oyun bu ihtimallerin hepsini bir anda tuzla buz etmişti. “2000 ruhundan” bahseden bir çok insan bir anda 2. Fatih Terim dönemini hatırlamak zorunda kaldı. Eldeki bu 3 resmi maç; Süper Kupa, Kasımpaşa ve Beşiktaş maçları 17 haftanın analizi için yeterliydi. Diğer maçlara baktığımızda, bu 3 maçtaki hataların ya tekrarladığını, ya da üzerinde çalışılarak düzeltildiğini  gördük. Tüm bunlar psikolojik hesaplaşmanın sonucuydu. Peki ya Galatasaray taktik tablasında nasıldı?

Taktik Tablasında Galatasaray: Spor Toto Süper Lig

Savunma: Galatasaray’ı savunma anlamında ele alırken bir bütün olarak değerlendirmek, oyun planı düşünüldüğünde en akıl kârı iş gibi gözüküyor. Doğrusunu söylemek gerekirse sakatlık problemi yaşamayan bir Muslera, bu takımın en kötü zamanında bile en güçlü silahı. Muhtemeldir ki yakın zamanda ona Avrupa yolları gözükecek fakat yine de o kalede olduğu sürece bir süre daha Galatasaraylılar’ın “içi rahat olacaktır”. Ujfalusi’nin yokluğu, yetenekli fakat tecrübesiz Semih’i yalnızlığa itiyor. Üstelik onun partneri Dany tam bir canlı bombayken bu yalnızlık çok daha tehlikeli bir hâl alıyor şüphesiz. Melo’nun geliş tarihinin sürekli gecikmesi ve hazırlık dönemine yetişememesi ise Galatasaray’ın 4-4-2’sini savunma açısından sekteye uğratan en büyük handikaplardan biriydi. Üstelik Hamit, Madrid öncesi Hamit gibi savunma ve hücum ile aynı anda başa çıkabilen Hamit değildi, eksikti. Amrabat ise Şampiyonlar Ligi maçları dışında tam bir bombaydı. Şüphesiz ki onu ilk 11’e bağlayan yegâne sebep onun form durumu değil, arkasındaki Riera’nın onun işini de eksiksiz yapıyor oluşuydu. Elmander’in yokluğunda ise Umut, “savunmacı forvet” pozisyonunda derecelendirmek gerekirse 10 üzerinden 9 alabilecek bir performans sergiledi. Elmander’in geçen sezon görevi gol atmak değildi ve on küsür gol bir forvet için yüksek bir rakam sayılmazdı. Lâkin Elmander’in olmadığı maçlarda Galatasaray ne ileride top tutabiliyor, ne de savunmada bir bütün oluşturabiliyordu. Bu sebeple Umut’u hücumda değerlendirmeden önce savunmadaki başarısından ötürü kutlamamak ayıp olur. Eboue’ye de ayrı bir parantez açmakta fayda var zira, yıllardır futbol izleyen biri olarak sağ-bekin oyun kurabildiği bir takımı izlediğimi hatırlayamıyorum. Zaman zaman aksasa da savunma ve hücumun yanı sıra, futbol zekâsı denilen meretin herkeste olmadığını hatırlatan bir futbolcu Eboue.

En büyük kusura gelecek olursak, savunmada  “halı saha takımı” görüntüsü veriyor Galatasaray. Gole giderken takım hâlinde hücum yapılıyor fakat geriye dönerken takımın yarısı soluklanıyor. Örneklendirmek gerekecek olursa: Orduspor maçında yenilen 2 gol, ŞL grubunun ilk devresinde yenilen tüm goller, Beşiktaş maçında Holosko’nun golü, Gençlerbirliği maçında yenilen gollerin tamamı kontra-ataktan verilen pozisyonlardandı. Selçuk’un formsuzluğunun aksini iddia edenler için bu gollerin açıklaması Selçuk’ta gizlidir. İleride hücumu tamamlayamayan Galatasaray, oyunu boğup eli boş döndüğü sürece, bu tür goller yemeye de muhtemelen devam edecek.

Hücum: Sezon başında “çilek” bekleyen Galatasaraylılar’ın, en çok isyan ettiği nokta Burak ve Umut’un transferleriydi. Adı geçen forvetlerin yanında bu ikili bir çok insanı tatmin etmeyecek cinstendi doğrusunu söylemek gerekirse. Fakat “savunmacı forvet” Umut’un ligdeki 11 golüne Burak’ın 10 golünü eklediğinizde karamsarlık bulutlarının gol yağmuru olarak geri döndüğünü söylemek pek de yanlış olmaz. Üstelik Hamit’in yükselen form grafiği de cabası. Selçuk’un bu kadar kötü olduğu bir dönemde, bu kadar çok gol bulan ve bulduğundan çok daha fazlasını kaçıran Galatasaray’ı bu şekilde kabullenmek yanlış olmayacaktır. Yedek bir forvetin olmaması, Elmander’in geçen seneye nazaran eksiklerinin olması handikaplar olsa da, transfer döneminin bu işler için olduğunu unutmamak gerek.

Riera ve Eboue’nin birer bek olmak dışında, Galatasaray hücumlarını organize adamlar olması, “ağlanacak hâlin” bir o kadar güzel olmasıdır belki de. Sezon başında sol-bek yok ver yansınlarının Riera’nın anadan doğma sol-bek olduğunu öğrendikten sonra kesilmesi, üstüne oyunun her bölümünde etkili oyunu onun ve Eboue’nin yokluğunda takımın niçin bu kadar aksadığına en güzel cevap belki de.  Melo’nun takıma ısınmasının ardından Selçuk’un da yavaş yavaş toparlandığını, bunun yanında Yekta ve Aydın gibi güzel alternatiflerin olması sevindirici şeylerden sayılabilir. Yine de daha sonra değineceğim transfer eksiklerinin büyük bölümü orta sahadan kaynaklanıyor. Galatasaray pas yapıyor, topa sahip oluyor fakat oyun kuramıyor. Dünyanın en büyük ironilerinden biri olarak Galatasaray hücumdaki beceriksizliğini yediği gollerle faturalamak durumunda kalıyor.



Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray: “Selamun Aleyküm, Biz Geldik”

Twitter’da gördüğüm, yüzümü güldürürken hayallere daldıran bir tweetti: “Şampiyonlar Ligi 90’lar nostaljisi yapıyor. Ajax, Dortmund, Juventus ve Galatasaray geri döndü.” yazıyordu. Bir Galatasaraylı’nın Şampiyonlar Ligi’ne dönüşünden dolayı yaşadığı mutluluk, 140 karakterle en güzel bu şekilde özetlenebilirdi. Fakat, “başarının sürekliliği” düşüncesinde bir duruş takınan yönetim için Devler Ligi’ne geri dönmekle yetinmek, aslına bakılırsa başarısızlık olacaktı. Üstelik bir çok psikoloji bir aradaydı. Galatasaraylılar uzun bir aradan sonra olası grup eşleşmelerini yazıp çiziyor, Salı-Çarşamba maçlarına hazırlanıyor, üzerine yeni stadyumda yapılacak onlarca koreografi fikrini bir sanatçı edasıyla düşünüp duruyordu. Elbette ki lig şampiyonluğu önemliydi fakat başarıya hasret bir büyük kulübün olması gereken yere geri dönmesi, heyecan uyandırmanın yanında tıpkı söz ettiğim tweet gibi hayallere daldıran cinstendi. Grup kuraları öncesi, matematikte kombinasyonu hatim etmiş, 32’nin 4’lü kombinasyonundan hayallerini defter aralarına yazmış bir çok taraftar için Manchester United, Braga ve CFR Cluj’ün çekildiği kura, açıkçası bir çok ihtimal açısından en güzellerinden biriydi.

Belki de Fatih Terim’in bunca söylemine karşın kuralar da, bu sezon Galatasaray taraftarını illallah ettiren rehavetin tetikçisiydi. Grubun ilk 3 maçından sadece 1 puan çıkartan Galatasaray’ı, gariptir ki hayallerine kavuşturan yegâne sebep, yine 2000 ruhunda saklıydı. Fatih Terim, “UEFA Kupası kazanılırken, ilk 3 maçtan yine 1 puan toplanmıştı.” diyordu.  İşte o tek cümle, “tek ihtimali olanları” yeniden hayata döndürecekti.

Taktik Tablasında Galatasaray: Şampiyonlar Ligi

Doğrusunu söylemek gerekirse, bazı durumlarda kükremeden önce pusmak gerekir. Galatasaray’ın grup aşamasında bu kadar sıkıntı yaşamasının tek sebebi buydu. Her maça kazanmak için çıkmak, olması gereken zihniyetti. Fakat bu doğrultuda hücumu düşünüp, savunmada aksayan “halı saha modeli” oyun anlayışı, intihar niteliğindeydi. Teori, “en iyi savunma hücum yapmaktır.” Diye söyler. Fakat: Ya rakip sizden iyi hücum yapıyorsa? Ya da daha kötü bir senaryoyla, ya siz kötü hücum yapıyorsanız?

Savunma: Ligdeki savunmaya dayalı hataların, üzerinde çalışılmazsa bir sezonu mahvedeceğine dair en büyük kanıtlar, henüz ilk Manchester deplasmanında su üzerine çıkmıştı. Hâl-i hazırda, sahip olunan stoperler adam adama oyun anlayışını kaldırabilecek kadar üst düzey değildi, Eboue ve Riera da hücumcu beklerdi. Yani her açıdan Galatasaray, takım savunması modelini baz almak zorundaydı. Fakat, boğulan hücumların sebebiyet verdiği kontra-ataklar, tam 7 puan kaybettirirken, hatalardan ders alınmış sayılmazdık. Bunun yanında, sezon başı Melo’nun formsuzluğu da iyice yansıyordu savunma hatalarına. Fakat Galatasaray’ın tüm bu handikaplar bir yana, eksik olan tek şeyi, kenetlenmeydi. Zaten bir Türk takımı, en zor senaryoyu görmeden ne zaman yapması  gerekeni yapardı ki?

Hücum: Bu paragrafı nazire edercesine “Burak Yılmaz” yazıp bitirmek isterdim. “Büyük takım golcüsü değil!” , “Avrupa’da gol atamıyor…” , “Kapalı savunmayı açacak adam değil, tekniği 0…” ve daha onlarca eleştiriye maruz kalan bir futbolcunun, 6 golle Devler Ligi gol krallığında Cristiano Ronaldo ile ortak olduğunu söylemek, onu zamanında eleştirmiş biri olarak gurur verici bir şey kesinlikle. Hücum anlamında vasatı aşamayan bir takımın neredeyse tüm gollerini (tek gol Aydın’dan geldi) onun atması, kusura bakılmasın ama onun ne kadar iyi olduğundan başka bir şeye işaret edemez. Uzatarak anlamsızlaştırmak istemiyorum. Selçuk İnan kendisine gelir veya Galatasaray bir oyun kurucu getirirse, bir sonraki turda Schalke’yi kupanın dışına edecek bir kadroya, gol atması kesin olan bir de forvete sahipler.  Bu oyun düzeni, Schalke’yi de yazmış ve izlemiş birisi olarak ( http://viva1905.blogspot.com/2012/12/schalke-04u-tanyalm.html )  söylemem gerekirse onları mağlup etmeye yetecek bir düzen. Galatasaraylılar, sahip oldukları “tek ihtimal” üzerinden hayallerini kurmaya devam etsinler. Yanılmayacaktırlar.

Eksiğiyle fazlasıyla Transfer dönemi için Galatasaray’a tiyolar:

Öncelikle hedefler belli ve bulunulan konum tatmin edici seviyede. Lâkin az önce bahsettiğim eksikleri kapatacak transferler yapılmazsa, bu senaryonun devamı pek iç açıcı olmayacaktır.

Savunma yönünden bakarsak, Dany yeterli değil. Ujfa muhtemelen formsuz dönecektir ve başka bir alternatif de bulunmuyor. (Gökhan Zan’ı saymazsak) Ne kadar dikkate alınır bilmem fakat benim bu mevki için önerilerim: Ömer Toprak, Simon Kjaer ve Serdar Aziz.

Orta sahada ise eksikler Selçuk İnan’ın formsuzluğu ve Amrabat’ın verimsiz oyunu. Ne yazık ki iyi niyet, daima işe yaramıyor. Amrabat’ın kesilmesi gerekiyor ve Selçuk da artık vazgeçilmez olmadığını anlamalı. Bu bölgede ise transfer önerilerim: Selçuk için; Diego ve Pablo Batalla, Amrabat için; Joe Cole.

Forvette ise Umut’un zaman zaman verimsiz oyunu Şampiyonlar Ligi’nde büyük sıkıntıya sebep oluyor. Elmander için şanssızlıklarla dolu bir sezon olduğunu düşünürsek, bu bölge için önerilerim: Mauro Zarate ve Fernando Llorente (Kulübüyle ciddi problemleri var ve bonservisi uçuk bir rakam değil).

Transfer önerilerinin en güzellerini sizlerin hayallerine bırakıyor, en makul adamlarla, en güzel başarıları diliyorum.

2 yorum

Elazığ Pitbullu Melo


Galatasarayımız, Spor Toto Süper Lig'in 13. haftasında Elazığspor'u deplasmanda 1-0 mağlup ederek 1 günlük aradan sonra tekrar liderlik koltuğuna oturdu.

Grande maça farklı bir 11 ile çıktı ve kadroda rotasyon yaptı.Aslında neden rotasyon yapıldığını da pek anlamış değilim.Geçtiğimiz haftalara baktığımızda ligin kötü takımlarına puan kaybettiğimizi görüyoruz.Elazığspor da sakat takım diye belirttiğimiz o ekiplerden biriydi.Hafta içi oynanacak olan Türkiye Kupası maçında yapılsaydı en azından 3 puanı sıkıntıya sokmazdık.

0 yorum

Maç Özeti / Galatasaray 3-0 Kayserispor



0 yorum

Galatasaray 3-0 Akhisar Belediyespor

Galatasarayımız, Spor Toto Süper Lig'in 5. haftasında Ali Sami Yen SK TT Arena'da Akhisar Belediyespor'u ağırladı.Burak Yılmaz(2) ve Sercan Yıldırım'ın golleriyle sahadan 3-0 gibi net bir skorla ayrıldık.Böylece 5 hafta sonunda puanımızı 13'e çıkartarak lige lider olarak devam ediyoruz.

Hafta içi oynanan Manchester United maçı sonrası bu maçta bazı oyuncuların dinlendirilip, rotasyona gidileceğini tahmin etmiştik.Fatih Terim de bu maçta Amrabat, Umut, Elmander, Semih ve Hakan'ı yedek tutarak kadroda değişikliğe gitti.Tandemde ve hücüm hattında daha önce görmediğimiz ikilileri görmüş olduk.Defansın ortasında Semih-Dany ikilisi yerine Cris ve Dany'i gördük.Fatih Terim, ilerde ise Manchester United maçında sakatlanıp oyundan çıkan Umut ve yorgun olan Elmander yerine Sercan-Burak ikilisini denedi.Sercan Yıldırım şüphesiz çoğu taraftarı şaşırtmış olsa da bugün sergilediği performans ile alkışı haketti.

0 yorum

"Çifte Kavrulmuş" Fotoğraf Sergisi


Galatasarayımız, bizlere uzun yıllar unutulmayacak olan 18. şampiyonluğumuzu bir kez daha yaşama fırsatını veriyor.

Şampiyonluğa giden zorlu lig ve play-off serüvenini spor fotoğrafçılarının gözünden yeniden yaşatan bu sergide, 2011-2012 sezonu boyunca yapılan Haftanın Basın Fotoğrafı Yarışması’ndan alınan eserlerin yanı sıra Galatasaray Kulübü fotoğrafçılarının çektiği fotoğraflar da sergileniyor.Sergide toplam 58 fotoğraf yer alıyor.

GSÜ Kültür ve Sanat Merkezi Tarihi Beyoğlu Postanesi’nde, 6 Eylül – 15 Ekim tarihleri arasında açık kalacak sergi, Pazartesi hariç her gün 10.00 – 18.30 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

0 yorum

Maç Özeti / Galatasaray 3-2 Bursaspor



0 yorum

Galatasaray 3-2 Bursaspor

Galatasaray, geçen haftaki 3-3'lük Beşiktaş beraberliğinin ardından Twente'ye şanssızca elenen Bursaspor'la karşılaştı.

Maçın iki takım adına da sıkıntılı bir maç olduğu gerçekti.Zira maç da orta saha mücadelesiyle başladı. Galatasaray pas oyununu rakibe kabul ettirmek isterken, Bursaspor da Twente mağlubiyetinin faturasını Arena'da kesmek niyetindeydi.

İlk 20 dakikada gol pozisyonları yaşansa da bariz bir üstünlükten bahsetmek için henüz erkendi. Galatasaray'ın istediği pas hakimiyetini kurmasının ardından Bursaspor'un yarı alanına yerleşti. Kornerde Hakan'dan seken topa arka direkte Umut'un müdahelesi Galatasaray'a golü getirdi,  1-0

Galatasaray Umut'un golünden sonra istediği oyun hakimiyetini de yakaladı. Bursaspor zaman zaman etkili gelse de, iyi kapanan Galatasaray savunması net gol pozisyonu vermedi ve Galatasaray ilk yarıyı Umut Bulut'un şans golüyle 1-0 önde kapattı.

2. yarıya Bursaspor istekli başladı ve dirençli olduğunu gösterdi. Galatasaray ağırlığını koymak istese de Bursaspor ataklarını faulle kesmek zorunda kaldı. Yine bir faul sonrası duran topun başında Batalla vardı ve Galatasaray'ın adeta "bug" ı haline gelen o duran toptan gol yeme alışkanlığı bir kez daha kendisini gösterdi, Musa Çağıran beraberlik golünü attı 1-1

Beraberlik golünden sonra Galatasaray ileriye hazırlık paslarına başvurmak yerine biraz da riskli sayılabilecek seçenekleri kullanarak ataklarını şekillendirdi. Zaman zaman etkili olunsa da, şans Galatasaray'dan yana değildi. Alınan risk neredeyse Bursaspor'un 2. golünü getiriyordu fakat bu sefer de Batalla istediği vuruşu yapamadı.

Selçuk İnan'ın Burak ile özlediği oyunu sahaya yansıtmak istemesi Galatasaray'ı sık sık pozisyona soksa da, sol kanatta Amrabat yalnız kalmaya başlamıştı. Yine böyle bir pozisyonun ertesinde Burak'a atılan bir pasta savunmanın Carson ile anlaşmazlığından yararlanan Amrabat oldu, kazandığı topu önce direğe nişanladı, pozisyonun devamında da Musa Çağıran maçtaki 2. golünü bu sefer kendi ağlarına gönderdi,  2-1

Golün hemen ardından Galatasaray baskısı devam etti ve yine kaleciyle savunmanın anlaşmazlığında topu kazanan Amrabat, Burak Yılmaz'a Galatasaray kariyerinin ilk golünü attırdı,  3-1

Burak'ın golünden sonra Galatasaray rahatlasa da, Bursaspor duran topu getirdi. Sonuç kaçınılmazdı.. Duran top sonrası Batalla topu kaleye gönderdi ve arka direkte adeta bomboş bırakılan kaptan Ömer, Bursaspor'un farkı 1'e indirmesini sağladı. 3-2

Golden sonra Galatasaray zaman zaman paniklese de, oyuna ağırlığını koydu ve farkı arttırabileceği pozisyonlardan da yararlanamadı. Hamit, eleştirilere karşılığı bugün sahada verdi ve Fatih Terim'in ona duyduğu güveni boşa çıkartmayacak bir oyun ortaya koydu, sahnede ise bir kez daha Umut Bulut vardı. İleride basmadık yer bırakmayan Umut, toplu oyunda olduğu kadar topsuz oyunda da oldukça etkiliydi ve hücumda vazgeçilmez eleman haline geleceğini bir kez daha gösterdi. Kulübeden gelen Burak, gol adına Elmander'den çok daha etkiliydi ve ilk 11 adına en iyi hamlesini gol atarak gerçekleştirdi, Amrabat&Aydın ikilisi de yine şahaneydi.

Bursaspor ise Twente maçının ardından oldukça diri gözüktü ve bir kez daha zirve için oynayacağını açık açık gösterdi. Savunmada etkililerdi ve en önemlisi ne olursa olsun maçtan kopmayan bir sistemin parçasıydı oyuncular. Hücumda Pinto aksasa da, Batalla etkili oyununu bu maça da taşıdı, Belluschi ise elbette henüz pek hazır bir görüntü veremedi. Sahadan 3-2 Galatasaray galip ayrılsa da, Bursaspor da kayıtlara geçecek bir performans sergiledi. Galatasaray'ın skor ne olursa olsun sahada "Umut"u vardı ve galibiyet için oynadı.

0 yorum

"Feda" Dedik / Beşiktaş 3-3 Galatasaray


Sezonun ilk derbisinde Galatasarayımız, Fi Yapı İnönü Stadyumu'nda Beşiktaş ile karşılaştı.Bol pozisyonlu geçen maçta 3-3 berabere kalarak deplasmanda 1 puanı aldık.

Maça her zamanki gibi iyi başladık.Maçın 20. saniyesinde Umut Bulut ile çok ciddi bir pozisyondan yararlanamadık.8. dakikada Fernandes'in kullandığı serbest vuruşta Melo ters bir kafa vuruşuyla topu ağlarımıza gönderdi.1-0 geriye düşsek de maçtan kopmadık.19 dakikada Elmander ile beraberliği yakaladık.İlk yarının sonlarına gelirken rakibimiz Holosko ile 2-1 öne geçse de 2 dakika sonra Umut Bulut ile tekrardan skoru eşitledik.İlk yarıdaki futbolumuz ne kadar iyiyse, ikinci yarıda o kadar kötü oynadık.İkinci yarıda takımlar rolleri değişti ve oyuna hakim olan taraf Beşiktaş oldu.Sahada yokları oynadığımız dakikalarda Holosko tekrar sahneye çıktı ve durumu 3-2'ye getirdi.85. dakikada Burak Yılmaz ile kazandığımız penaltıyı Selçuk İnan gole çevirdi ve durumu 3-3'e getirdi.

Genel olarak bakmak gerekirse sahadan çok daha farklı şekilde ayrılmalıydık.Bu sezon içerisinde başka bir takımdan 3 gol yiyeceğimizi düşünmüyorum.Yediğimiz gollerdeki hataları görmezden gelemeyiz.Fatih Terim maç sonunda gereken uyarıyı yapmıştır.Maçlarda çok pozisyona giriyoruz ama bunları değerlendiremedikten sonra pozisyona girmenin pek de anlamı olmuyor.Önce Süper Kupa maçı, sonra Kasımpaşaspor ve bugün oynanan Beşiktaş maçında girdiğimiz pozisyonlardan elimiz boş dönmeye devam ediyoruz.En basitinden bugün Umut 20. saniyede topu kaleye gönderebilseydi maç tamamen farklı olabilirdi.Sonrasında kalemizde gördüğümüz gollerle ilerleyen dakikalarda sıkıntısını çekiyoruz.Takımın henüz hazır olmadığını görebiliyoruz.

Bugün oyuncular kadar Fatih Terim'in de hataları vardı.Melo'yu çıkarttıktan sonra orta saha tam anlamıyla çöktü.Melo her ne kadar hazır olmasa da bu haliyle bile bu maçları kaldırabilecek kalitede bir futbolcu.Hamit Altıntop yerine Amrabat ile oyuna başlayarak bindirmeleri sayesinde Beşiktaş'ı ilk dakikalarda daha çok zorlayabilirdi.Evet Amrabat çok hazır değil.Kayserispor'da izlediğimiz Amrabat hiç değil ama Hamit'in eski performansından eser yok.Bir an önce kendine gelmesi gerekir.Emre Çolak'a gelecek olursak Kasımpaşa karşısında oynadığı futboldan eser yoktu.Yine de çok sırıtmadı, kendini geliştirmeye devam ediyor.Fakat son dakikalarda Oğuzhan'a yaptığı amatörce faul ortada.O pozisyon dönüp kalemizde gol olsaydı şu an çoğu kişi Emre'yi konuşuyor olabilirdi.Elmander golcü kimliğini bugün tekrar hatırladı.Bunun dışında pek etkili olamadı ama hırsı, çabası devam ediyor.Umut Bulut çoğu kişiyi yanıltmaya devam ediyor.Formayı da Burak'a bırakmayacak gibi görünüyor.Burak ikinci yarıda oyuna dahil oldu ve bana göre hem ceza sahası dışında hem de faul olmayan bir pozisyonda penaltı kazandırdı.1 puan almamızda yardımcı oldu ama onun dışında beklentilerin altında kaldı yine.

Herkes Burak'ın penaltısına laf ediyor fakat Emre Çolak'ın şutunda Hilbert'in koluna çarpan topu konuşan yok.Ya da nasıl diyelim bunu söylemek kimsenin işine gelmiyor.Aydın ve İbrahim Toraman'ın pozisyonunda, Aydın'a yapılan faul sonrası Aydın'a sarı kart çıkmasını, penaltı kararı sonrası hakemin kolundan çeken İbrahim Toraman'ın ikinci sarıdan atılması gerektiğini konuşan kimse yok.

1 puanı böyle almamız bize yakışmadı ama nedense üzülemiyorum.Yerden kalkmayıp oyunu rezil eden Beşiktaşlılar için sadece eden bulur diyorum.Bugün Burak'ın kendini yer atması sonucu ona emek hırsızı diyen kişilere baktığımızda, takımının şikeye karıştığını ve takımdan bazı isimlerin hapis cezası bile aldığını görebiliyoruz.Böyle insanların emek, haysiyet ve şeref gibi konularda yorum yapması bile ayrı bir ironi.Senin oyuncun yerden kalkıp, 2 dakika topunu oynamaya bakıp, 4. golü atsaydı şu an eminimki bu penaltı konuşulmuyor olacaktı.

Geçen sezondan sonra ve yapılan takviyelerle doğal olarak herkesin beklentisi de arttı .Bugün her ne kadar kayıp olarak görünse de sezon sonunda dönüp baktığımızda bu 1 puanın değerini anlayacağız.Sonuçta derbide deplasmanda 1 puan ile dönüyoruz.Her ne kadar galip gelebilceğimiz bir maç olsa da daha şanssız olan taraf bizdik.Bugün biz "Feda" diyelim.

0 yorum

İnleyen Nağmeler Ruhumu Sardı


Sezonun ilk derbisinde 26 Ağustos Pazar günü 21:45 'te Beşiktaş ile karşılaşıyoruz.

0 yorum

Maç Özeti / Galatasaray 2-1 Kasımpaşaspor


Video için Galatasaray Archive ekibine teşekkür ederiz.

0 yorum

Galatasaray 2-1 Kasımpaşa


4 büyüklerin lige 1-1'lik beraberliklerle başlamasının ardından son şampiyon ibaresiyle sahaya çıkacak Galatasaray'ın neler yapacağı merak konusuydu. Rakip ise Isaksson, Ernst, Viudez gibi transferlerin ardından lige büyük umutlarla başlayacak Kasımpaşa'ydı.

Kasımpaşa kendisine duyulan beklentileri karşılayacak şekilde maça başladı. Galatasaray'ın sıklaştırmaya çalıştığı pas trafiği ve geniş alana yaymaya çalıştığı oyun anlayışı sık sık aksarken Kasımpaşa kazandığı her topta hızlı ve isabetli kısa pasların eşliğinde başarılı kontra ataklarla Galatasaray kalesine gelmeye çalıştı, son vuruşlardaki şanssızlık da ligin yeni ekibinin pozisyonlardan eli boş dönmesine sebebiyet verdi.Galatasaray ise Semih Kaya'nın milli takımda sakatlanmasının ardından stoperde Ujfalusi ile yabancı hakkını kullanırken sağ kanatta ise Amrabat yerine Aydın opsiyonunu kullanarak maça başladı.  Melo'nun yokluğunda Hamit-Selçuk ikilisi savunmada uyumu sağlayamadı ve bu da Kasımpaşa'ya sık sık hücum yenileme şansı yakaladı.
Savunmadaysa transfer dönemi boyunca sürekli alternatifi aranan Hakan Balta beklentilerin çok üstündeydi ve katıldığı hücumlarla rakip beklerin başını oldukça ağrıttı.Gönderilmesi beklenen Aydın ise çalışkan oyunuyla dikkat çekti.Kasımpaşa'nın savunmada sağlam yapısı pozisyonların sonuca ulaşmasını engelledi ve Galatasaray beklediğimiz o pozisyon zenginliğini uzun bir süre sağlayamadı. Emre Çolak'ın etkili oyunu eşliğinde Galatasaray yavaş yavaş hücumda etkinliği sağlarken duran toptan yine Emre'nin ortasında formda golcümüz Umut Bulut'la 1-0'lık üstünlüğü yakaladık.
Golden sonra tribünlerin devreye girmesiyle Galatasaray ileride daha da etkili olsa da orta sahanın ofansif oyunculardan oluşmasından Kasımpaşa yine hızlı ataklarda istediği pozisyonları yakaladı. Melo'nun eksikiği kendini ilk kez bu dakikalarda hissettirdi. Kasımpaşa bu ataklardan sonra savunmada eksik yakalansa da Galatasaray istediği pas oyununu bir türlü oturtamadı ve ilk yarı da 1-0'lık üstünlüğümüzle sona erdi.
İlk yarının sonuna doğru bulduğu golle ikinci yarıya da etkili başlayan Galatasarayımız maç boyunca ilk kez bu dakikalarda istediği pas trafiğini oturttu ve geniş alana yaydığı oyunla Kasımpaşa'nın dengesinin dağılmasını sağladı. Hazırlık döneminde hazır gözükmese de hücumda Hamit'in önderliğinde bir çok pozisyona giren Galatasaray'ın en çok nükseden sakatlığı devredeydi ve bulunan pozisyonlar cömertçe harcandı. Hamit de direğe takılınca maçın ilk 50 dakikalık bölümü 1-0'la geçildi.
Yine Emre Çolak'ın etkili oyunuyla ileride top tutmaya başlayan Galatasaray'a Kasımpaşa Ernst'i oyundan alarak karşılık vermek istedi fakat bu belki de yanlış bir hamleydi ve maçın gidişatını değiştirecek bir hamle olamadı. Bu dakikalarda Aydın'a yapılan müdahale sonrası korkulsa da Aydın ayağa kalkabildi fakat yerini "Rizeli" Nordin Amrabat'a bıraktı. Tam da bu dakikada Kasımpaşa bir duran toptan golü buldu ve İlhan skoru 1-1'e getirdi. Galatasaray da Hamit & Melo ve Elmander & Sercan değişiklikleriyle karşılık verirken, geçen sezonun kahramanlarından Elmander topsuz oyunda oldukça iyiyken girdiği pozisyonlardan yine eli boş döndü. Kasımpaşa sert oyunuyla bu dakikalarda devreye girmeye çalıştı.Risk alan Galatasaray da ilk yarıda olduğu gibi yine Kasımpaşa'ya kontra atak şansları verdi.Selçuk yine alıştığımız frikiklerinden birini vurdu fakat bu pozisyonda da Isaksson oldukça iyiydi. Kornerden dönen topta ise Umut'un 2. golü Galatasaray'ı bir kez daha öne geçirdi.

Savunmada Dany ve Ujfa ile uyum yakalansa da Selçuk'un formsuz olması Galatasaray'ın en büyük sıkıntısıydı. Hazır olmadığını açık açık belli ettiği halde Kasımpaşa gibi flaş transferle güçlü bir kadro kuran ekibe karşı %85'lik pas isabet yüzdesi yakalanırken pozisyon üstünlüğüyde yüksek oranda Galatasaray'daydı. Pozisyonlardan yararlanamayan yine Galatasaray'dı ve Burak'ın eksikliği hissedilse de son 2 resmi maçta 4 gol atan Umut, beklenenin yine oldukça üstündeydi. Emre Çolak ise kelimenin tam anlamıyla enfes oynadı ve yaptığı 1.5 asistle galibiyetin mimarıydı.(2. golde İlhan'a çarpıp Umut'a düştü top) Kasımpaşa da kendisinden beklenen oyunun üzerinde bir performans sergiledi ve onlar da yeni sezona dair "Umut" saçtı, iki takım da yeterince hazır gözükmese de yeni sezonda ilk 5'in içinde olacak iki takım izledik diyebilirim.

0 yorum

Maça Doğru / Beşiktaş - Galatasaray

30 Nisan Cumartesi 19:00
Spor Toto Süper Lig 2010/2011 Sezonu - 31. Hafta
Stadyum : Fi-Yapı Beşiktaş İnönü
Hakem : Yunus Yıldırım

Bir yanda tarihinin en kötü sezonunu geçiren biz diğer yanda yıldızları toplayarak sezona iddaalı bir giriş yapan ancak daha sonra tökezleyen Beşiktaş.

İki takım da bu sezon şampiyonluk yarışından çok erken koptu ve amaçsız kaldılar.Gerçi Beşiktaş'ın hala bir hedefi var Türkiye Kupası ama bizim hiç bir hedefimiz kalmadı.Futbolcular, her ne kadar vasat bir sezon geçirsekte kapanışı güzel yapmak ve sezonun son derbisini kazanarak en azından taraftara hediye etmek istiyorlardır diye düşünüyorum.

İnönü'de uzun süredir galip gelemiyoruz, bu sene de ilk yarıda oynadığımız maçta evimizde 2-1 yenilmiştik.Genel duruma(sakatlar,performans vb.) baktığımızda her ne kadar zor gibi görünse de bana göre maç ortada geçicek.Çünkü iki takımında önemli eksikleri var.

Bugün Bülent Ünder Neill, Kewell, Stancu, Sabri ve Yekta Kurtuluş'tan yararlanamayacak. Beşiktaş'ta ise Ferrari, Almeida, Ernst, Nobre, Ersan Adem, Necip Uysal ve Nihat Kahveci forma giyemeyecek isimler.Bu doğrultuda muhtemel 11'e bakacak olursak şöyle bir görüntü çıkıyor.

Zapata

Serkan K. - Gökhan Z. - Servet - İnsua
Cana-Ayhan

Kazım-Arda-Pino
Baros

1 yorum

Özlemiştik / Galatasaray 4-2 Eskişehirspor


TT Arena'da zor geçiceğini düşündüğümüz Eskişehirspor maçını 4 gol atarak geçtik.Bugün sahada resmen bambaşka bir Galatasaray vardı.Daha istekli daha iyi pas yapan kısacası çok daha iyi futbol oynayan bir Galatasaray vardı.

Maçın ilk dakikasından itibaren oyunun hakimiydik.10 dakikada Cana'nın kafa vuruşuyle öne geçince bu seneki çoğu maçta olduğu gibi geriye yaslanırız.Maça yatarız diye düşündüm hatta pozisyona giremeyiz diye düşündüm ama öyle olmadı.Hemen 3 dakika sonra Stancu ile farkı 2'ye çıkardık.2. golden sonrada ataklara devam ettik ve hiç durmadık.İlk yarının sonlarına doğru Kewell'ın güzel vuruşuyla farkı 3-0'a çıkararak kimsenin beklemediği bir performans sergiledik.

0 yorum

Kapasite Meselesi


Günler geçiyor transfer döneminin sonuna geliyoruz ama hala transfer yapmamakta ısrar ediyor Adnanlar.Dün akşam mevcut kadro ile belkide oynayabileceğimiz en iyi oyunu sergiledik ama mağlubiyetten kurtulamadık.Kadronun kapasitesi belli...

Rijkaard'ın dün kalede Ufuk'a görev verdi.Ufuk'ta görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştı.Dünden aklımda kalan Bursaspor'un goller dışında tehlikeli 2 pozisyonu var.O pozisyonlarda da Ufuk geçit vermedi ve golü önledi.Yediği gollere baktığımızda 2 golde de yapabileceği bir şey yoktu.

1 yorum

Lige Süper Başlangıç(!): Sivasspor 2-1 Galatasaray


Nedense uzun uzun birşeyler yazmak içimden gelmiyor.Geçen seneden farklı olan tek şey formalardı sanırım.Bu cümle herşeyi anlatıyor..

1 yorum

Başlıyoruz: Sivasspor - Galatasaray


Süper Toto Süper Lig 'de ilk hafta maçımızı bu akşam Sivas 4 Eylül Stadı'nda Sivasspor ile oynacağız.

Bu maçta Gökhan Zan, Elano, Pino ve Sabri sakatlıkları nedeniyle kadroya alınmazken sakatlıktan yeni çıkan Baros 19 kişilik kadroya alındı.Ama ben Rijkaard'ın Baros'u tam hazır olmadan oynatacağını düşünmüyorum.O yüzden forvette Kewell veya Mehmet Batdal'ı görürseniz şaşırmayın.Büyük ihtimal öyle de olacak.Bana kalırsa Rijkaard Belgrad maçındaki gibi bir 11 sahaya sürer ve Kewell'ı forvette başlatır.

Daha ilk haftadan sakatlıklar canımızı sıksada kadromuz Sivasspor'u yenmek için yeterli kalitede.

1 yorum